Bilimsel araştırmalar kesin olarak kanıtlamıştır ki stresin en çok zarar verdiği organlar kalp, beyin ve midedir.
Stres anında insan vücudu, kortizon ve adrenalin gibi stres hormonları olarakta tabir edilen hormonları salgılar. Bu hormonların salgılanması durumlarında, damarlar ve kaslar normal işleyişlerinin dışında çalışmaya başlarlar ve kasların kasılması, damarlarda büzülme gibi vücudun sağlıklı olarak işleyişine engel olan durumlar ortaya çıkar.


Bu tür durumlar, kan basıncının yükselmesine, kalp çarpıntılarına ve kalbin daha hızlı atmasına sebep olur.
Stres doğanın gereğidir.

İnsan vücudu normal şartlarda bu durum ile mücadele edebilir. Fakat sürekli ve kronik diye tabir ettiğimiz stres, insan vücudunu sürekli olarak yukarıda saydığımız şartlarda yaşamaya zorlar. Kan basıncı yüksek, kaslar kasılmış ve damarlarda aşırı yüklenme şeklinde yaşamaya devam eden vücud, zamanla o vücuda kan pompalayan kalbin işleyişine de zarar verir. Ve kalp rahatsızlıkları bu sürekli ve yoğun stres altında yaşamanın sonuçlarıdır.

Anjiyo, damar sorunları, kalp kapakçıkları, kalp ameliyatı veya stend takılması gibi kalp rahatsızlıklarının kaynağında stres yatmaktadır.
Stres, kişiyi sigara içmek ve alkol almak gibi kötü alışkanlıklara da sevkettiğinden dolaylı olarak da zararları bulunmaktadır.

Özellikle yoğun stres altında yaşayan ve çalışan kişilerin bu organlarından şikâyetleri olmasa bile dönem dönem kontrol ettirmelerinde fayda bulunmaktadır.

Bu tür durumlarda, spor ve bedensel egzersizlere yönelmek, hobiler edinmek ve stres yaratan durumları hayatınızdan çıkarmak, uzun ve sağlıklı bir yaşam sürebilmeniz için elzemdir.